HALKEVLERİNİN KURULUŞU
19 Şubat 1932’de resmen açılan halkevleri, Atatürk’ün direktifleriyle kurulmuş ve kısa zamanda Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış çok önemli bir kültür kurumudur. Halkevleri çalışmaları Cumhuriyet Halk Fırkasının parti programındaki ilkeler doğrultusunda yürütülmüştür. Bu kurumlar 1932-1951 yılları arasında Türkiye’nin toplumsal ve kültürel tarihinde önemli roller oynamıştır. Başta Atatürk olmak üzere, dönemin önde gelen devlet adamları zaman zaman halkevleri çalışmalarına bizzat katılmak suretiyle bu kurumları desteklemişler, böylece geniş halk kitlelerinin halkevlerinde yapılan faaliyetlere katılımını sağlamışlardır.
Halkevleri her şeyden önce, halka yeni Türkiye’nin hedeflediği çağdaş medeniyet
seviyesine ulaşma amacına uygun bir eğitim vermeyi hedefleyen yaygın eğitim
kurumlarıdır.
10 Mayıs 1931’de CHF Üçüncü Büyük Kongresi toplanır. Kongrede halkevlerinin
açılması teklif edilir ve bu teklif kongrenin 17.5.1931 tarihli celsesinde
üzerinde herhangi bir tartışma olmaksızın oybirliğiyle kabul edilir. Bunun
üzerine CHF vilâyet merkezleri tarafından çeşitli merkezlerde halkevi açmak için
hazırlıklara başlanır. Yaklaşık dokuz aylık bir hazırlık devresinden sonra, ilk
olarak Adana, Afyon, Ankara, Aydın, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır,
Eskişehir, İstanbul, İzmir, Konya, Samsun ve Van’da 19 Şubat 1932 Cuma günü
halkevleri görkemli törenlerle açılır. Ankara’daki açılışta Recep PEKER
halkevlerinin önemini belirten bir konuşma yapmış, Recep PEKER’in konuşmasını
halkevlerinin kuruluşunda en çok emeği geçen Aydın Mebusu Reşit GALİP’in
konuşması takip etmiştir. Reşit GALİP konuşmasında halkevlerine neden ihtiyaç
duyulduğunu ve halkevi talimatnamesindeki maddelerden nelerin anlaşılması
gerektiğini geniş bir şekilde açıklamıştır. Daha sonra davetlilerin huzurunda
Çoban piyesi oynanmış, Behçet KEMÂL’in açılış şiiri okunmuş ve tören sona
ermiştir.
Halkevleri kuruluşundan hemen sonra ülke geneline hızla yayılmıştır.
Talimatnamedeki şartlara uyan vilâyet, kaza, hattâ köylerde bile halkevi
açılmıştır. Bir ara adları “ulusevi” şeklinde değiştirilmekle beraber, daha
sonra bu addan vazgeçilmiş ve tekrar halkevi adına dönülmüştür. Bu kurumların
ilk açılış günü olan 19 Şubat ve bu günü takip eden ilk pazar günü, sonraki
yıllarda ülke genelinde “Halkevleri Bayramı” olarak kutlanmıştır.
CHP Genel Sekreterliği tarafından halkevleri yıl dönümlerinde yayınlanan halkevi
faaliyetlerine dair raporlar ve diğer kaynaklara göre, halkevlerinin 1932-1951
yılları arasında ülke geneline dağılımına dair şunlar söylenebilir: Başlangıçta
14 vilâyette açılan halkevleri 24 Haziran 1932’de açılan 20 halkeviyle birlikte
ilk yıl 34’e yükselmiştir. Bu sayı 1933’te 55, 1934’te 80, 1935’te 103, 1936’da
136, 1937’de 167, 1938’de 210 ve 1939’da 373’e çıkmıştır. 1940’ta halkevi
teşkilâtının kurulamadığı mahalle ve köylerde halkevlerinin küçük bir çekirdeği
olan ve benzer çalışmalar yürüten halkodaları açılmıştır. 1941’de ilk kez yurt
dışında bir halkevi açılmasına karar verilmiş ve yurt dışındaki ilk ve tek
halkevi İngiltere’nin Başkenti Londra’da açılmıştır. Böylece Demokrat Partinin
iktidara geldiği 1950 yılına gelene kadar halkevlerinin sayısı biri yurt dışında
olmak üzere toplam 478’e ve halk odalarının sayısı ise 4.322’ye yükselmiştir.
Türkiye genelinde faydalı çalışmalar yapmasına rağmen, tipik bir tek parti
dönemi kuruluşu olan halkevlerinin durumu II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle
birlikte sarsılmaya başlar. 7 Ocak 1946’da Demokrat Partinin faaliyete
başlaması, halkevi çalışmalarında önemli bir gerilemeye yol açar. Çünkü, daha
önce CHP saflarında ve halkevlerinde çalışan bir çok bilim ve siyaset adamı,
Demokrat Partiye geçmiştir. Her ne kadar CHP yöneticileri, halkevlerinin siyaset
dışı bir kurum olduğunu söyleseler de bu kurumların daha çok CHP ve CHP’ye yakın
teşekküllerin toplantılarına sahne olması ve belli bir partinin yan kuruluşu
görüntüsünden kurtulamaması yüzünden halk, zamanla halkevlerinden uzaklaşmaya
başlar. CHP’nin 17 Kasım 1947’de toplanan 7. Büyük Kurultayı’nda halkevleri
meselesi ele alınmış, Prof. Fahrettin Kerim GÖKAY başkanlığında bir komisyon
kurulmuş; ancak, bu kurultayda halkevlerinin bağımsız bir kurum haline
getirilmesi yolunda bir adım atılamamıştır.
Öte yandan bilindiği gibi halkevleri ilk açıldığında, faaliyetlerine Türk
Ocakları binalarında başlamıştı. 10 Mayıs 1949’da yeniden açılan Türk Ocakları,
kendi binalarına halkevlerinin kanun dışı yollarla el koyduğunu ileri sürerek bu
binaları geri ister. Bu arada halkevi bütçeleri de sorun olmuş, önceleri
belediye ve özel idare bütçelerinden sorunsuz bir şekilde ayrılan ödenekler,
1946’dan sonra belediye meclislerinde büyük tartışmalardan sonra alınabilmiştir.
14 Mayıs 1950’de Demokrat Partinin ezici bir çoğunlukla iktidara gelmesiyle,
halkevlerinin durumu tamamen sarsılmış, Demokrat Parti ödenek yokluğu
gerekçesiyle 18 Haziran 1950’de ilk olarak Londra Halkevi’nin faaliyetlerini
durdurmuştur. Bu tarihten sonra kamuoyunda halkevleriyle ilgili tartışmalar daha
da artmıştır. Nitekim, Demokrat Parti milletvekilleri tarafından Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunulan “Halkevlerinin ve Bazı Halk Partisi Gayri Menkullerinin
Hazineye İadesi Hakkındaki Kanun Lâyihası” 9 Ağustos 1951 tarihinde açık
oylamaya sunulmuş ve lâyiha, mecliste bulunan 365 milletvekilinden 362’sinin
olumlu oyuyla geçmiştir. Yasa 11 Ağustos 1951 tarihli Resmî Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yasa sonucunda halkevleri binalarına ve
binalardaki mallara resmen el konulduğu ve bunlar hazineye iade edildiği için
halkevleri de fiilen çalışamaz hale gelmiş, başka deyişle kapanmıştır.